mbsts kitabı Ferhat Erdoğan
Haber Detayı
08 Ekim 2019 - Salı 22:46
 
Ehl-i sünnetin ismini ağzına almaktan imtina edenler!
Bugünlerde şöyle bir söylem var.. "Kimse ehl-i sünnetin müdafîsi olmasın. İslam’ın buna ihtiyacı yoktur.”
İSLAM ve İLİM Haberi
Ehl-i sünnetin ismini ağzına almaktan imtina edenler!

(İlahiyat camiasındaki saygı değer Hocalarımızı istisnâ ediyorum..) 

Öncelikle üzülerek ifade etmeliyim ki ilahiyat camiasından bir mezhebe dahi tutunamamış  şirazeden çıkmış o kadar çok akademisyenler var ki bunlar henüz Allah'ın boyasına boyanamamış rengini belli edememiş, tarafsız, renksiz meçhul insanlar.  

Enteresan olan hem "ehl-i sünnet" kavramından siz rahatsız olacaksınız öte yandan fütursuzca "Kimse ehl-i sünneti savunmaya kalkmasın. İslam’ın buna ihtiyacı yoktur." diyerek akıl oyunlarına gireceksiniz.

Bu konuyu  rivâyete ve dirâyete havale ettiğimiz zaman karşımıza bu kişilerin kendi okudukları İslami ilimlerle de tezat içerisinde olduklarını açıkça gösteriyor.

Neden mi?

İslami ilimlerle meşgul olan herkes bilir ki, öteden beri klasik İslami ilimlerimizin içerisinde “Kelam ilmi” yer alır. Medreselerde, İmam-Hatip liselerinde ve ilahiyatların müfredatında bile yer almış bu Kelam ilmi ne için okunur??

Bir kimsenin “Kelam İlmi” dersini okuyup da yıllar sonra bu Kelam dersinin ne maksatla okuduğunu unutup yukarıdaki söylemlerde bulunması gerçekten çok garip ve acıdır.

Bir ilim dalı olarak “Kelam ilmi” kendine gaye olarak, kesin deliller kullanarak İslam inanç esaslarını ispata güç kazandıran, ortaya çıkabilecek şüpheleri gideren, eleştirilere karşı  inanç esaslarını savunan,  Ehl-i sünnet akidesini muhafaza etmeyi ve bu akideyi bid’atçıların bozmasından muhafaza etmeyi gaye edinmiş bir ilimdir.

Ehl-i Sünnet nedir?

Ehl-i sünnet dinî literatürde, en genel anlamıyla;  dini anlama ve yaşamada Hz. Peygamber'in ve sahâbenin yolunu izleyen, onları örnek kabul eden, Allah'ın kitabını ve Hz. Muhammed'in sünnetini rehber edinen ümmet anlamında kullanılan bir terimdir.

Ehl-i sünnet bir tanımdan öte bizim İslami kimliğimizdir.

"Kimse ehl-i sünneti savunmaya kalkmasın. İslam’ın buna ihtiyacı yoktur. Allah zaten bu dini koruyor.." diyenler ya idrakten yoksunlar veya bunu ümmeti kandırmak için kasıtlı olarak söylüyorlar.

 

Âdetullah / Sünnetullah

Nitekim Rasulullah (s.a.v) hayatı boyunca Müşriklerle ve Yahudilerle bu kadar savaşlara ne için girmiştir? İstese elini açıp dua edip Allah onları bozguna uğratamaz mıydı?

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bütün dualarında bütün benliğiyle Allah'a istiâze yaparken öte yandan niçin zırh giymiştir?

Allah bu dini hiçbir beşerin ve meleklerin yardımı olmadan da korur. Bu doğru, ancak sünnetullah dediğimiz bir şey vardır, kainatta Allah’ın âdeti, kanunları hep bu şekilde cereyan etmektedir.

Kelam İlmi

Bu kişilere bir defa şunları bir soralım.

“Kelam ilmi” İslami ilimlerin arasında ne için yer almıştır?

İmam Gazâlîler, Fahreddin Râziler, Kâdî Beydâvî’ler daha niceleri Kelami ilimlerle ne için meşgul olmuşlar?

Bizler ehl-i sünnet bir ameli mezhebi tercih etmekle birlikte ayrıca bunun yanında Mâtûridîlik veya Eş’arilik gibi ehl-i sünnet itikâdi bir mezhebi ne için takip ederiz??

 “Ümmetin fesada gittiği zamanda sünnete sarılanı 100 şehit sevabı ile eş tutan  Peygamberimiz (s.a.v) veda hutbesinde Ümmetine Kur’an ve sünneti (bir başka rivayette Kur’an ve ehl-i beytini) ümmetine emanet olarak bırakmadı mı? (Taberânî, el-Mecmeu’l-Kebîr, 1394; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282- Muvatta’, Kader, 3; Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3:14, 17, 26)

 

Başta İmam Mâtûridî, İmam Eş’arî gibi alimler neyin mücadelesini verdiler?

Hindistan’da çoğalan batıl mezheplere karşı, yayılan bid’atlere karşı İslam’ın öz asıl kaynaklarını öne süren ve hayatı boyunca bunun mücadelesini yapan Ehl-i sünnet itikadının yerleşmesinde öncülük eden İmâm-ı Rabbânî’ler ne için mücadele ettiler?

Müslümanlar yerinde saysaydı İslam tarihimiz fetihlerle dolu dolu olur muydu?

Çok uzağa gitmeye gerek yok 15 Temmuz kanlı FETÖ darbesinde Müslümanlar evinden dışarı çıkmasaydı ne gibi facialar olurdu düşünebiliyor musunuz?

 

Aslında bu noktaya gelmemizin sebeplerinden bazısı şunlar; insanların 100 yıldır dünyaya rağbeti çoğaltması, dini arkalarına atması, batı dünyasına benzeme hevesleri, islami ilimlerin yeterince ehil kişilerden öğrenilmemesi, toplumun gayr-i ahlâki dizi-filimlerle oyalanması. Bunla ilgili söylenebilecek çok şey var aslında. Büyük bir teknoloji çağında yaşıyoruz, bilgiye çok hızlı ulaşıyoruz. Ancak özellikle internet-medya ortamında o kadar bilgi kirliliği oldu ki, insanların zihinleri karıştı. Yıllarca ehl-i sünnet görüşleri benimsemeyip raydan çıkanlar medyalarda rol aldılar, konuşması gerekirken konuşmayanlar oldu. Reddiyeler zamanında yapılmadı ve halen de reddiyeler zamanında yeterince ve yerlince yapılmıyor.

 

Sonradan birileri bidat ehline reddiye yapınca “Siz misiniz ehl-i sünnet müdâfisi?“  "Buna ne gerek var? Buda bir görüş..! denilerek kabahat konuşanların başına patlıyor.

Ehl-i sünnet, Peygamber Efendimiz ve ashabının yoludur, İslamın ana caddesidir. Mezheplerimiz ise ana caddeye bağlı yollardır. Allah bizleri ehl-i sünnet caddesinden ayırmasın. 

Ferhat Erdoğan   

Kaynak: (imamlarburada.com) - imamlarburada Editör: admin
Etiketler: Ehl-i, sünnetin, ismini, ağzına, almaktan, imtina, edenler!,

Ferhat Erdoğan mbsts

Haber Yazılımı