Haber Detayı
16 Ağustos 2018 - Perşembe 02:09
 
GAVS NEDİR? VAR MIDIR? MANASI NEDİR?
Bu soruların cevaplarını kaynaklarıyla bu makalemizde sizler için derledik
Haberi


Konu dışına çıkmadan bu mevzunun anlaşılması için iki etapta yani birincisi kavramsal olarak ikincisi de işlevsel olarak bazı hadis metinlerinden de örnekler vererek bu konuyu sunmaya çalışacağız. Elimizden geldiğince sade üslup kullanmaya çalıştık, faydalı olmasını temenni ediyoruz.

Öncelikle şuna değinmek isteriz; toplumumuzda malesef bazı kavramların ne anlama geldiği bilinmiyor ve diğer yandan bazı kavramların suistimal edilmesi ile birlikte bunlar üzerinde inkar cihetine gidilebiliyor. Bir şeyin suistimal edilmesi o şeyin olmayacağı anlamına gelmez.

En Çok Sorulan Sorudan Başlayalım…

Gavs Kelimesi Dini Kaynaklarımızda Yer Almış mıdır?

Günümüzde dini literatürde kullandığımız bir çok bazı terimler örneğin abdest, namaz, oruç, adak, kurban, faiz vs. kelimeler Peygamberimiz ve selef-i sâlihin döneminde kullanılmamaktaydı. Bunları Kur’an ve sünnette kelime olarak arama yaptığımızda bulamayız, kullandığımız bir çok kelime Türkçe veya farsça olabilmektedir. Bunların karşılıklarını dini kaynaklarımızda vüdu’, salat, savm, nezr, udhiyye, riba gibi isimler olarak buluruz. Demek ki kelime olarak değil de işlevsel olarak şer’i kaynaklarımızda bunun yerinin olup olmadığını incelemek gerekmektedir. Hiçbir ilmi araştırma yapmadan körü körüne bir kelimeye takılı kalıp bu kelimeyi Kur’an veya hadis metinlerinde indexleyerek aramak yanlış bir yöntemdir. Bir çok insan da bu yüzden yanlış yorumlarda bulunmaktadır. Yine misal verecek olursak çok sık kullandığımız Peygamber kelimesini bile Kur’an ve hadislerde bulmanız mümkün değildir. Çünkü bu dilimize Farsça’dan geçmiştir. Bunun Kur’an ve hadislerde karşılığı ise çoğunlukla Rasül/Nebî’dir.

 

 (Arapça yazılışı) غوث Gavs terimi, hadis-i şerfilerde kelime olarak geçmemektedir. Ancak hadis-i şeriflerde mana olarak, sıfat olarak yer almaktadır.

Gavs Ne Demektir?

  غوث   Gavs kelimesi genelde tasavvuf literatüründe kullanılan bir kavramdır. Yardım eden anlamındadır. Bunda şu kastedilir; manevi derecesi yüksek tasarruf sahibi keramet ehli Allah’ın velî bir kuludur. Her gavs aynı zamanda bir kutuptur. Gavsların himmetleri tamamen keramettir. Keramet de ehl-i sünnet alimlerine göre haktır. Nasıl ki darda kalan mü’minlere meleklerin yardımı vaki ise darda kalan mü’minlere de Allah’ın izni ve keremi ile sevdiği velî kulları ile yardımda bulunması mümkündür.

  

YARDIM DİLEME İLE İLGİLİ HADİSLER

  •   “Sizin biriniz bir şey kaybederse yahut yanında arkadaşı bulunmadığı bir yerde yardım dilerse:

   ‘Ey Allah’ın kulları bana yardım edin! Ey Allah’ın kulları bana imdad edin!’ Desin. Çünkü Allah’ın bizim göremediğimiz kulları vardır.” (Taberani, el-Mu’cemu’l Kebir, No:290, 17/117; Haysemi, Mecme’u’zevaid, No: 17103, 10/188)

  • Abdullah ibn-i Mes’ud (Radıyallahu anh)den rivayet edilen diğer bir hadisi şerifte, Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

   “Sizin birinizin sahrada hayvanı kaçarsa: ‘Ey Allah’ın kulları hapsedin! Ey Alalh’ın kulları durdurun’ diye seslensin. Çünkü Allah’ın yeryüzünde hazır bulunan kulları vardır ki, kısa bir zaman içinde onu tutarlar.” (Ebu Ya’la, El-Müsned, No:5269, 9/177, İbni Hacer, el-Metaibu’l Aliye, No:3375, Taberani, El-Mu’cemu’l Kebir, No: 10518, 10/217, Deylemi, Müsnedü’l Firdevs, No: 1311, 1/330”

  • “Allah, onlar sebebiyle yer halkından belaları kaldırır.” (Ali el-Müttaki, Kenzu’l Ummal, No:34612, 12/190; Ahmed İbni Hanbel, El-Müsned, No:896, 1/238) hadis-i şerifi de bazı insanlar sebebiyle belaların def edildiğini bildiriyor.
  • “Ebdâl, bu Ümmet’te otuz adamdır; yeryüzü onlarla ayakta durur, onlarla size yağmur yağdırılır, onlarla yardım görürsünüz.” (Taberânî, el-Kebîr Ubâde İbn-i Samit’ten radıyallâhu anh isnâdı Sahihtir. Munavi, et-Teysîr, 1/420)
  • “Şübhesiz ki Allah celle celâlühû, kalbleri Adem aleyhisselâm kalbi üzerine (-aynı nisbette olmasa da- Ondaki hasletlere sâhip) olan üç yüz kişi yarattı. O’nun kırk kulu vardır ki, kalbleri Mûsâ aleyhisselâm’ın kalbine benzer. O’nun yedi kulu vardır ki kalbleri İbrâhîm aleyhisselâm’in kalbine benzer. O’nun beş kulu vardır ki kalpleri Cebrail aleyhisselâm'ın kalbine benzer. O’nun üç kulu vardır ki kalbleri Mikâil aleyhisselâm’ın kalbine benzer. O’nun bir kulu vardır ki kalbi İsrafil aleyhisselâm’in kalbine benzer. Her ne vakit o bir kişi ölürse, Allah Teâlâ onun yerine o üç kişiden birini getirir. Her ne vakit o üç kişiden biri ölür (veya o bir kişinin yerine geçerse), Allah celle celâlühû onun yerine beş kişiden birini getirir. Her ne vakit beş kişiden biri ölür (veya üçlere katılır) ise, Allah celle celâlühû onun yerine o yedi kişiden birini getirir. Her ne vakit o yedi kişiden biri ölürse Allah Teâlâ onun yerine kırk kişiden birini getirir. Her ne zaman kırk kişiden biri ölürse Allah Teâlâ onun yerine, o üç yüz kişiden birini getirir. Her ne zaman o üç yüz kişiden biri ölürse Allah celle celâlühû O'nun yerine avâm(ın sâlih ve kamil olanların)dan birini getirir. Bu Ümmet'ten, belâ, onlarla defedilir.” (İbnü Asakir], Aliyyul Kari, Mirkatu’l-Mefatih, Şerh-i Mişkat)

İbnü Âbidîn’in nakline göre yukarıdaki rivâyetin sonu şöyledir: “(Allah celle celâlühû) onlarla can verir, onlarla öldürür, onlarla (bitkileri) bitirir, onlarla belâyı savar. İbn-i Mes’ûd (r.a)’a “(Allah celle celâlühû) onlarla nasıl can verir ve öldürür" denildi de, (İbn-i Mes’ûd), "Zîrâ o, Allah celle celâlühû’dan Ümmet'lerinin çoğalmasını ister de çoğalırlar; zâlim zorbalara bedduâ eder de helâk olurlar; yağmur düâsı ederler de onlara yağmur yağdırılır. İsterler de onlardan belalar savulur" dedi.( [İbn-i Asâkir, İbnu Mes’ud radıyallâhu anhdan], İbn-i Abidîn, İcabetü’l-Ğavs, M.R. 2/271)

Hadislerdeki Mana Önemli

Önemli olan hadisteki manadır, bir şeyin varlığı veya yokluğudur. Allah'ın keramet ihsan ettiği o zatlara insanlar farklı isimlendirmeler yapabilir, bir ülkede bunlara gavs diyebilirken başka bir toplum şeyh, efendi, kutup diyebilir.Yani isimlendirmeler değişik olabilir. Hadislerde aktarılan durum ilahi yardımın bir çeşididir aslında. Hakikatte yardım eden Allah'tır. Zahirde ise kulunu vesile kılmış olur. 

 

Medet Ya Gavs, Yetiş Ya Gavs Demek Şirk mi?

Yetiş Ya Gavs Demenin Hükmü Nedir?

Kula hakiki manada yardım eden kimdir? Asıl önemli mevzu budur.

Müsebbib-i hakîkî bütün sebepleri yaratan Allah (c.c)’dır.  Allah’tan gayri her şey mahluktur. “O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez." (En'am, 6/59)

Sorun aslında şurada;  Asıl Yaratıcı yok sayılıp fiillerin kullar tarafından yaratıldığına itikat ederek, (hâşâ) bana Allah değil falanca yardım etti  düşüncesinde olan biri o zaman şirke düşmüş olur.  

Genel olarak bazı evliyalar için söz konusu edilen, tasarruf, hiçbir zaman bir yaratma anlamında değildir. Yukarıdaki hadiste geçen, tam doğru bir ifadeyle“onların sayesinde yağmur yağdırılır, zafer kazandırılır” ifadesinden anladığımız şudur:

Allah, salih amelleri şefaatçi kabul ettiği gibi, salih amel sahiplerini de şefaatçi kabul eder. “Üç mağara arkadaşlarının iyi amellerini şefaatçi kılarak kurtuldukları”na dair sahih hadisler vardır.(bk. Buhârî,  Enbiya, 53, Büyû,98; Müslim, Zikr,100).

Yukarıda da ifade edildiği üzere, velilerin tasarrufu, yaratmaya ait olmayan işlerle ilgilidir. Onların Allah’a yalvarmasıyla bazı şeyler meydana geldiği gibi, Allah’ın izin ve inayetiyle, sevdiklerine yardım eder, onları himaye edebilirler. Kur’an’la sabit olan koruyucu meleklerin varlığı Allah’a şirk anlamına gelmediği gibi, insanlık camiasının seçkin veli kullarının himaye ve korumaları da şirk anlamına gelmez.

Bizler dünyada adetullah/sünnetullah üzere yaşamımızı sürdürmekteyiz. Kainatta mahlukatın sayısı adedince vesileler vardır. İnsan o kadar acizdir ki dünyevi yaşantısında bir çok kimseden yardım ister. Bir insanın yolda başına bir kaza geldiğinde 112’yi arayıp Ambulansı, Doktoru araması, hemen yetişin.. demesi,  155 Polisi arayıp İmdat Yetişin.. demesi kadar doğal bir şey yoktur. Yardım isteyen/yardım gören bütün mü’minler bilirler ki bana yardım eden, müsaade eden, imkan veren, vesile kılan, yaratan şüphesiz Allah’tır, bu düşünceyi zaten imanında hisseder. Bunlar nasıl şirk olmuyorsa  Bir kimsenin keramet ehli veli kullarından himmet istemesi, istimdat dilemesi, Yetiş Ya Gavs demesi de şirk olmaz. Neticede her şey Allah’ın izni ile olur. Şüphesiz Allah’a hiçbir şey zor gelmez. Nitekim istimdat/medet isteme noktasındaki ruhsat-izin yukarıda zikredilen hadislerde gayet açık bir şekilde muhbir-i sâdık olan Rasulullah (s.a.v) Efendimiz tarafından beyan edilmiştir.  Bunun karşıtını düşünmek hadisi anlamamak ve kerameti inkar etmek sayılır ki Allah bütün mü’minleri bu hallerden muhafaza eylesin.

Suistimal Edilebilirliği

Şunu da ifade etmek gerekir ki; Dinimizde bazı konular vardır ki; bunlar tarih boyunca suistimal edilegelmiştir. Örneğin Hz. Mehdi meselesi, Hz.İsa'nın nüzulü, kerametler, keşifler, rüyalar..

Dünyada sahte Peygamberlik iddiasında bulunanlar, sahte Mehdiler, İsa'yım diye çıkanlar.. Bunlar hep vüku bulmuştur.  Bunların vüku bulmuş olması asıllarını ortadan hiç bir zaman kaldırmayacaktır. Çünkü Kur'an veya hadis-i şeriflerde geleceği vadedilen her ne ise mutlaka vakti gelince gerçekleşecektir. Ancak şu unutulmamalıdır ki kim bu sayılan şeyleri çıkar vesilesi yapmışsa, suistimal etmişse mutlaka ilahi cezasını çekmiştir veya çekecektir. 

Bir velî zatın bir insana veya topluma manen yardım etmesi de keramet olarak anlaşılmalıdır. Bu işin süistimal edildiğini öne sunarak bunun mümkün olamayacağını düşünmek başka şeydir, kerametin var olduğuna itikat edip veli zatlardan manevi terbiye veya yardım talebinde bulunmamak ayrı şeylerdir. 

GAVS Hakkında Alimler Neler Söylemişlerdir?

İslam tarihinde kabul görmüş bir çok meşhur alimler eserlerinde Gavs terimini müsbet olarak kullanmışlardır.

İmâm-ı Rabbâni (ks.) Mektubat isimli eserinde 256. Mektubunda Gavs hakkında bilgi vermiştir. Bediüzzaman Said Nursî Hz.leri Ondokuzuncu Lem‘a’da Gavs Abbdulkadir Geylanî Hz.lerinin kerametinden bahsetmiştir. Yine Sikke-i Tasdîk-i Gaybî/ Sekizinci Lem`a’da şu beyanda bulunmuştur.

“Müdhiş bir buhrân-ı rûhî ve dehşetli bir heyecân-ı kalbî ve dağdağalı bir teşevvüş-ü fikrî geçirdiğim sıralarda, pek şiddetli bir sûrette Hazret-i Gavs’dan istimdâd eyledim. Bir-iki yerde bahsettiğim gibi, ‘Fütûhu’l-Gayb’ kitabı ile, duâ ve himmetiyle imdâdıma yetişti ve o buhranı geçirdim.”

- Remli ve el-Heytemi birer Şafii fıkıh alimidir. Daha çok fıkıh konusuyla ilgilenmişler. Bununla beraber, İbn Hacer Heytemi’nin “el-Fetava’l-Hadisiye” adlı eserinde evliyalardan, gavs, kutub, ebdal gibi evliyalardan bahsedilmiştir. Bunların Allah katındaki değerlerinden söz edilmiş ve bazı zamanlarda gerektiği zaman Allah’a ibtihal edip yalvardıklarından bahsedilirken, bu yalvarışlarının bir nevi himmet gibi makbul olduğuna işaret edilmiştir. (bk. Fetava, 1/226-235)

Muhyiddin-i Arabî’de gavs hakkında bilgiler vermiştir.

Hz. Hasan Efendimizin soyundan gelen Şerif olan Muhammed b. Süleyman el-Cezûli (ö.Hicri 870) Hz.leri salavat-ı şerifeleri barındıran meşhur Delâilu’l-Hayrât isimli eserinde Peygamberimizin sıfatları olarak “Seyyidüne Gavs” (Yardım edici Efendimiz) olarak da zikretmiştir.

İmam Suyûtî ‘ye göre “Allah’ın kulları, Rahmanın kulları” Kur’an-ı Kerimde de (İnsan suresi 6, Furkan suresi 63) bu tabirler mevcuttur.
   Zamanımızda bu zatlara “kutup”, “Ğavs” “Evtad”, Nüceba” ve “Ebdal” (birler, dörtler, yediler, kırklar, üçyüzler” şeklinde isimler verilmektedir. (Suyuti el-Havi 2/455)

Gavs, Gavs-ı Azam, Kutup, Kutbu’l-Aktab, Ebdal, Nücaba, Nukaba, Birler, Üçler, Yediler, Kırklar hakkında İmâm Süyûtî’nin Ebdâl hakkındaki el-Haberu'd-Dâll isimli risâlesi, sonra, müfessir, muhaddis, fakih ve akaid âlimi İmam Aliyyu'l-Kârî’nin el-Ma'dinü'l-Adenî fî Uveysi'l-Karenî ile büyük fakih Allâme İbn-i Abidîn’in, İcabetü'l-Ğavs Fî Beyâni Hâli'n-Nükabâ ve'n-Nücebâ ve'l-Evtâd ve'l-Ğavs isimli risaleleri meşhurdur. Ayrıca büyük Muhaddis, fakîh ve lüğavî/lügatçı Allâme Zebîdî, İhyâ şerhi el-İthâf’da bu husûsu bir hadîsçi olarak tahlîl etmiştir.

Ebdâller

Istılah olarak ebdal, bütün nefsanî arzularından tamamen sıyrılmış tertemiz veliler manasına gelmektedir.

Ebdal; onlardan biri öldüğünde yerine başka birisi -onun bedeline- getirildiği için bu adı almıştır.(Avnu’l-Mabud,  VI/467-Şamile). 

Bu konuda Kütüb-ü Sitte'den yalnız Ebu Davud’da “Şam’ın Ebdalleri”ifadesi yer almıştır(Ebu Davud, Mehdi, 1).

Ebdâl Hakkında Eserlerinde Haber Rivâyet Edenler Veyâ Söz Söyleyenlerden Bir Kısmı

1-Ahmed İbn-i Hanbel (el-Müsned, ez-Zühd.)

2-Taberânî (Mu'cemler: Kebîr, Evsat ve Sağîr)

3-Ebû Nüaym (Hilyetü'l-Evliyâ)

4- Hakîm-i Tirmizî (Nevâdirü'l-Usûl)

5- Hatîb-i Bağdâdî (Târîh-i Bağdât)

6- İmâm Ğazâlî (İhyâ)

7- İbn-i Asâkir (Târîh-i Dimeşk)

8- İmâm Yâfiî (Heytemî'nin nakliyle)

9- İbn-i Hacer-i Askalânî (Fetâvâ. Sehâvî'nin nakliyle.)

10- İmâm Sehâvî, (El-Mekâsıdü'l-Hasene)

11- Bir: Şeyhu'l-İslâm Zekeriyyâ el-Ensârî (İbnü Hacer el-Heytemî'nin nakliyle)

12- İmâm Süyûtî (El-Haberu'd-Dâll)

13- İbn-i Hacer-i Heytemî (El-Fetâvâ'l-Hadîsiyye)

14-Aliyyü'l-Kârî (El-Ma'din)

15-Münâvî (Feyzü'l-Kadîr)

16-Hâfız Zebîdî, (İthâfu Sâdeti’l-Müttakîn)

17-Bürhân el-Lekkânî, ('Umdetü'l-Murîd li Cevhereti’t-Tevhîd)

18-İbn-i Abidîn (İcâbetü'l-Ğevs) Hâfız Yirmi: Hâfız Abdullâh el-Ğumârî (El-Haberu'd-Dâll Hâşiyesi.)

Kemal Vesile

www.imamlarburada.com

Kaynak: (imamlarburada.com) - imamlarburada Editör:
 SAYFAMIZI BEĞENEREK  SİTEMİZE DESTEK OLABİLİRSİNİZ.. 
 
Etiketler: GAVS, NEDİR?, VAR, MIDIR?, MANASI, NEDİR?,

Ferhat Erdoğan mbsts

Haber Videosu
HUTBELER

ARAPÇA DERSLER

CANLI MEKKE/MEDİNE

3D CAMİLER

3D CAMİLER

Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
33
0
2
3
10
15
2
Kasımpaşa
26
0
5
2
8
15
3
Antalyaspor
26
0
5
2
8
15
4
Beşiktaş
25
0
4
4
7
15
5
Yeni Malatyaspor
25
0
4
4
7
15
6
Trabzonspor
25
0
4
4
7
15
7
Galatasaray
25
0
4
4
7
15
8
Atiker Konyaspor
21
0
4
6
5
15
9
Sivasspor
21
0
4
6
5
15
10
MKE Ankaragücü
20
0
7
2
6
15
11
Bursaspor
19
0
4
7
4
15
12
Göztepe
18
0
9
0
6
15
13
Akhisarspor
16
0
7
4
4
15
14
Alanyaspor
16
0
9
1
5
15
15
Kayserispor
15
0
8
3
4
15
16
BB Erzurumspor
14
0
7
5
3
15
17
Fenerbahçe
14
0
7
5
3
15
18
Çaykur Rizespor
11
0
6
8
1
15