mbsts kitabı Ferhat Erdoğan
Haber Detayı
09 Aralık 2019 - Pazartesi 00:31
 
Gerçek anlamda rabıta nedir?
Tasavvufi hayatta asırlardır belli usullerle yer etmiş ve tecrübe edilmiş râbıta nedir?
İSLAM ve İLİM Haberi
Gerçek anlamda rabıta nedir?

Her şeyde olduğu gibi tasavvuftaki râbıtanın da kesinlikle belli şart ve usulleri mevcuttur.

Esasen herkes bilinçli veya bilinçsiz şekilde bir şeylere rabıta yapar. İnsanların ekserisi her hatanın başı sayılan dünyevi şeylere rabıta yapar,Tasavvuftaki rabıta ise dağınık kalbi bir noktada toplamak, uhrevi yönden kişiyi olgunlaştırmak içindir.

Tasavvufla uzaktan yakından hiç alakası olmamış bazı kişilerce hemen “Râbıta şirktir” şeklinde tepkilerde bulunabiliyorlar.

Oysa ki, bir tefekkür çeşidi olan Râbıta gönül birlikteliğidir. Sadık kullarla bir olmaktır. Nefsani düşüncelerden ulvi düşüncelere dalmaktır. Tasavvufi terbiyede râbıta bir terakki çeşididir. Asırlarca tecrübe ile kanıtlanmış, binlerce velinin kemalete ulaşmasında basamak olmuştur.  Bir insan belki râbıtayı benimsemeyebilir, yapmayabilir. Ancak yapmamak başka şeydir, “şirktir” etiketini yapıştırmak başka şeydir. El-insaf

PEKİ GERÇEK MANADA RÂBITA NEDİR?

 Râbıta, kelime olarak bir şeyi diğerine bağlamak, onunla ilgi ve alâka kurmak demektir.

Râbıta, tefekkürün bir çeşididir. Râbıta yapmak insana ait bir özelliktir. Kalbi ve gönlü olan herkes bir çeşit râbıta yapar. Ancak her râbıta şekli kalbi manevi yönden uyandırmaz.

Kalbimiz sadece bir et parçasından ibaret değildir, kalp büyük bir cevherdir. Kalbimiz çok değişken bir varlıktır, dış etkenlerden çabucak etkilenir. Kalp sevgi merkezidir. Kalbimizde her yakınımızın sevgisi ayrı ayrı yer bulur. Her insan sevdiğini düşünerek bir çeşit Râbıta yapar aslında. Ancak her Râbıta kişiye olgunluk kazandırmaz.

Tasavvufta da mürid kendisini yetiştiren mürşidini, hocasını edeple sever, onun kıymetini bilir.  Râbıta, müridin kâmil mürşidini hayal ederek kalbini onun kalbine bağlaması, birbirini seven ruhların kaynaşmasıdır. Râbıta, gönlün gönle bakışı ve birinden diğerine sevgi ve feyiz akışıdır. Müridin mürşidine benzemeye çalışmasıdır. Azgın nefis için ıslah edici terbiye ilacıdır.

Râbıta sayesinde mürid, gafletten, dağınık kalbini süfli düşüncelerden kendisini sıyırmaya çalışır.

 

Aşağıdaki ayet ve hadisleri mutasavvıflar râbıtaya bir çeşit delil olarak ayrıca yorumlamışlardır..

يَآ اَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ

Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadık kullarımla beraber olun.” (Tevbe-119)

يَآاَيُّهَاالَّذِينَ اَمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَابْتَغُوا اِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِى سَبِيلِهِ لَعَلّكُمْ تُفْلِحُونَ *

Ey iman edenler! Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya vesile arayın. Onun yolunda mücahede edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide-35)

Said İbni Cübeyir (ra)’den rivayet edilen hadis-i şerifte “Evliyaullah o kimselerdir ki görüldükleri zaman Allah hatırlanır.(Nesai, es- Sünenü’l Kübrai Tefsir:180, No:11235, 6/362; Taberi, Cami’ul Beyan, No: 17723, 24, 25, 26, 6/575; Hakim-i Tirmizi, Nevadir’ul-usül, sh: 140; Haysemi, Mecma’uz-zevahid,10/78)

"Allahu Teala'nın yeryüzünde yaşayanlar içinde (feyiz ve nur) kapları vardır. Rabbinizin kapları salih kullarının kalpleridir. Bu kalplerin O'na en sevgili olanları, en yumuşak ve en ince olanlarıdır." (Ebu Nuaym, Hilye, VI, 97; Abdullah b. Ahmed, Zevaidü'-Zühd, 153; Suyutî, es-Sağır, No: 2375) 

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Haris b. Malik (R.A)’a: "Ya Haris! Nasıl sabahladın?" diye sormuş, o da: "Hak bir mü’min olarak!" cevabını verince, Peygamber Efendimiz (S.A.V):  "Ne dediğine bak. Şüphesiz her hakikat için bir hakikat vardır. (Bunu ispat et) İmanın hakikati nedir?" buyurmuştur. Haris b. Malik (R.A): "Ben nefsimi dünyadan çevirdim cennetteki mü'minlerin sanki birbirlerini ziyaret ettiklerini görüyorum. Cehennemdeki insanların da sanki ateşin içinde yuvarlandıklarını görüyorum. Allah-u Zülcelal'i Arş-ı Âlâ'da bariz (tecelli ettiğini) görüyorum.” deyince, Peygamber Efendimiz (S.A.V): "Sen hak bir mü'minsin haline devam et!" diye üç kere tekrar etti ve: "Kim kalbini nurlandırmak istiyorsa Haris'e baksın." buyurdu. (Beyhakî, İman: VII/363,hd.10.592)

Ebu Hureyre (ra)’dan rivayet edilen hadis-i şerifte: “Beş şey ibadettendir; az yemek, camilerde oturmak, Kabe’ye bakmak, okumadan da olsa mushafa bakmak, alimin yüzüne bakmak”.(Suyuti, Fethul Kebir 1/566)  .

Kalp en büyük cevherimizdir. Tasavvufta öyle rast gele herkesin râbıtası yapılmaz. Kendisine Râbıta yapılabilecek mürşidin sadece kamil olmasıda yetmez. Hem kamil hem mükemmil olması gerekir. Yani nefsini ıslah ettiği gibi başkalarınıda terbiye edebilecek donanıma, yeteneğe sahip, irşada liyakatlı olması gerekir. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin ahlakı ile ahlaklanmış, nefsin hallerini hilelerini ve aynı zamanda manevi tedavi yollarını bilen, kendisine tasavvufta irşad icazeti ve ehliyeti verilen kimse olmalıdır. Bu arada  tasavvufta bir halifenin tarikat icazeti alabilmesi için şer’i ilimlerde de icazeti olması şarttır.

NEREYE KADAR RÂBITA?

Tasavvufi seyr-i sülük yolunda sabırla mücadele eden mürid, kabiliyetine göre diğer terbiye usulleri ile birlikte râbıtaya devam ettiğinde, zamanla Cibril hadisinde (Buhârî, Îmân 37, Müslim, Îmân 1, 5.) zikredildiği gibi ihsan mertebesine yani Allah’ı görüyormuş gibi O’na kulluk yapma makamına ulaşır. Artık râbıta, murakabeye döner. Mürşidinede artık gerek kalmaz çünkü o bu güne kadar onun için bir vesile-i terbiyecisi idi ve aradan çekilir.   

Murakabe ise, kulun her an Allahu Teala’nın nazar ve kontrolü altında olduğunu kesin olarak bilmesi ve bunu iliklerine kadar hmesidir. Böylece kalbi uyanan ve bütün vücudu ile zikre geçen mürid, kainattaki bütün varlıkları tefekkür etme derecesine ulaşır. Artık her şey onun için bir zikir sebebi olur. Devamlı murakabe makamında olan kişilerin sayısı oldukça azdır. Rabbim cümlemizi ihsan mertebesinde kulluk yapayı nasip eylesin.

Veysel ÇELİK

Kaynak: Editör:
Etiketler: Gerçek, anlamda, rabıta, nedir?,

Ferhat Erdoğan mbsts

Haber Yazılımı