mbsts kitabı Ferhat Erdoğan
Haber Detayı
13 Eylül 2019 - Cuma 10:19
 
Hz.Mehdi'nin Özellikleri ve İlgili Hadisler
Bu makalemizde Hz. Mehdi (a.s) hakkında hadisleri ve ehl-i sünnet alimlerinin bu konudaki görüşlerini sizlerle paylaşacağız. Faydası olması temennisiyle..
İSLAM ve İLİM Haberi
Hz.Mehdi'nin Özellikleri ve İlgili Hadisler

Kıyamet alametleri cümlesinden olarak Mehdi inancının sıklıkla tartışma konusu yapıldığı malumdur. Gerek akademik çevrelerde, gerekse halk arasında bu meseleler üzerinde zaman zaman farklı yorumlar yapılabiliyor.

Hz. Mehdi (a.s) hakkında Mehdi hakkında bir çok hadisler var. Ehli sünnet alimlerinden Mehdi'yi inkar eden çıkmamıştır.

Şu bir gerçektir ki Mehdi meselesi asırlardır suistimal edilmiş ve sahte mehdiler türemiştir. Sahte İsa'lar da gelmiştir. Sahte peygamberlerde türemiştir.. Bir şeyin sahtesinin çıkması aslına zarar vermez. Bu mesele suistimal edildi diye bu konudaki hadisleri kabul etmemek de çok vahimdir.

Özellikle sahih hadislere inanma konusunda problemi olanlar dillerine doladıkları şey hep şu söylemler olmaktadır. “Hz.İsa’nın tekrar geleceği veya kurtarıcı beklentisi” bid’at mezheplerde de hep ola gelmiştir.  “Biri ben İsa’yım dese, Ben Mehdi’yim dese ne olacak? Nasıl bileceğiz?” gibi savunmalar. Bu söylemler kalbinde maraz bulunan, hadisleri bir türlü kavrayamayan veya kabul edemeyen kişilerin kuruntularıdır.

Önceki yazımızda Hz. İsa (a.s)’ın nüzulu konusunu işlemiştik.

http://www.imamlarburada.com/haber-hz.-isa-a.s-nIn-nuzulu-5246.html

Hz.İsa ve Hz. Mehdi’ nin geleceğini kabul etmeyen  şahısların söylemlerini bir tarafa bırakıp muhbir-i sadık olan Rasulullah (s.a.v) Efendimizin geleceğini müjdelediği Hz.Mehdi (a.s) hakkındaki bilgileri bu makalemizde sizlerle paylaşıyoruz.

Ehl-i Sünnet’in konuyla ilgili kabulleri akaid/kelam kitaplarında, hadis şerhlerinde ve tefsirlerde detaylarıyla zikredilmiştir. Hatta genel olarak kıyamet alametleri, özel olarak da Mehdi konusunda müstakil kitap ve risaleler kaleme alınmıştır.

İmam Suyûti’nin (ö.911/1505) Mehdi hakkındaki hazırladığı, Kitabü'l Bürhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Ez-Zaman isimli eserinden istifade ederek önünüze geniş bir bilgi sunmaya çalışacağız. Yazımızdaki bazı bölümlerde ehl-i sünnet alimlerin bilgi ve keşif yönüyle yorumlarınında içerdiğini belirtmek isteriz.

"Mehdî" sözlükte, "kendisine rehberlik edilen" demektir. Bütün istikâmetler Allah'dan geldiği için, bu kelime, kendisine Allah tarafından yol gösterilen, yani hususî ve şahsî bir şekilde Allah'ın hidâyetine nail olan mânâsını almıştır.

Terim olarak Mehdî, Hz. Peygamber (s.a.v)'in kıyamete yakın bir zamanda geleceğin haber verdiği sâlih kuldur. 

Mehdi inancı İslâm’a dışarıdan mı sokuldu?

Hz.Mehdi’nin geleceği müstakil rivayetlerde Efendimiz s.a.v.’in soyundan geleceği ve ahir zamanda Ümmet-i Muhammed’in işlerini tedvir edeceği haber verilmektedir.

Burada bir noktanın altını kalın bir çizgiyle çizelim: Başka dinlerde veya bidat fırkalarda şu veya bu şekilde Mehdi inancının bulunması Mehdi inancının İslâm’a dışarıdan geldiğini göstermez.

Mehdi inancının Ehl-i Sünnet’e Şia’dan geçtiğinin ileri sürülmesinin de ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Zira Şia, 12. İmam olarak kabul ettiği Muhammed b. el-Hasan el-Askerî’nin, 260/873 yılında 5 yaşındayken gaybete girdiğini (gayb alemine çekildiğini) ve kıyamete yakın ortaya çıkacağını söylerler. Onların ne söylediği İslam ümmetini bağlamaz.

Hadislerde bildirilen Mehdi (a.s) Medine’de doğacağı net bir şekilde ifade edilmektedir. O, bu ümmetin tarih boyunca yetiştirdiği büyük insanlardan birisi olarak doğup büyüyecek ve zamanı geldiğinde hayatın tabii akışı içinde görevini icra edecektir.

Kaldı ki Mehdi ile ilgili rivayetlerin, Muhammed b. el-Hasan el-Askerî daha dünyaya gelmeden önce kaleme alınmış -Abdürrezzâk’ın el-Musannef’i, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’i gibi- hadis eserlerinde yer almış olması, konunun Şia ile irtibatlandırılmasını imkânsız kılar.

“Kur’an’da yoksa İslâm’da da yoktur” anlayışı

Mehdi meselesinin Kur’an’da yer almadığı gerekçesiyle inkâr edilmesi de bir başka problemli bakış açısının ürünüdür. Bu bakış açısına göre herhangi bir şey Kur’an’da açık bir şekilde yer almıyorsa islâmî değildir, reddedilmelidir. Oysa böyle bir düşünce öncelikle Kur’an’ın kendisine aykırıdır. Zira Sünnet, Kur’an’ın mücmel (detay vermeyen) ayetlerini tafsil ve müphem (anlamı ilk bakışta anlaşılmayan, kapalı) ayetlerini açıkladığına göre, kıyamet alametleriyle ilgili ayetlerin beyan ve tafsilinin de Sünnet tarafından yapılmış olmasında garipsenecek bir durum yoktur. Zira Efendimiz s.a.v’in en temel görevlerinden birisi Kur’an’ın “tebliği” ise, bir diğeri de “açıklanması”dır. (Nahl, 44, 64)

Bu cümleden olarak Efendimiz (s.a.v)’in kıyamet alametleriyle ilgili ayetleri beyan ve tafsil etmiş olması da son derece tabiidir. Nitekim bir keresinde Sahabe’den bazılarının bulunduğu bir meclise gelen Efendimiz (s.a.v) ne yaptıklarını sorduğunda, “Kıyametten bahsediyoruz” cevabını alınca şöyle buyurdu: “Siz onun öncesinde 10 alamet görmedikçe kıyamet kopmayacaktır…” Burada Efendimiz (s.a.v), Duman, Deccal, Dâbbe-i Arz, güneşin batıdan doğması, Hz. İsa a.s’ın nüzulü, Ye’cüc-Me’cüc, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında bir yer batması ve Yemen’den, insanları önüne katarak sürükleyen bir ateşin çıkmasını zikretmiştir. (Müslim-Fiten,39,40)

Hadis kitaplarının “Eşrâtu’s-Sâ’a”, “Fiten”, “Melâhim”… gibi bölümlerinde yer alan ve kıyamet kopmadan önce meydana gelecek hadiseleri anlatan rivayetlerin tamamını bu bağlamda düşünmek gerekir ki, ulema bu hadislerin mütevatir olduğunu ifade etmiştir.

Öte yandan, “Kur’an’da geçmiyorsa kabul etmem” anlayışında olanlara şunu sormak gerekir: “Cuma namazı”, “Bayram namazı”, “Cenaze namazı” adı altında kıldığımız namazların hangisi Kur’an’da mevcuttur? Namaz, zekât, hac gibi temel ibadetlerin ne zaman ve nasıl yerine getirileceği konusunda Kur’an’da bir açıklama var mıdır? Bütün bu hususlarda ve burada zikretmediğimiz daha pek çok meselede Sünnet’le amel etmekten başka bir yol var mıdır?

Bu sorunun cevabı ne ise, Mesih ve Mehdi hadislerinin kabulü konusundaki cevap da odur.

Gerek geçmişte gerekse günümüzde bu hususlarda pek çok kitap ve risale kaleme alınmıştır. Mesih/Mehdi konusunda kaleme alınmış eserler ve ilgili rivayetlerin durumu kısaca şöyledir:

Hadis ilminin birçok otoritesi, Hz. İsa Mesih a.s.’ın nüzulü (kıyamete yakın yeryüzüne inmesi) ve Mehdi hadislerinin “mütevatir” olduğunu belirtmiştir. Ezcümle hepsi de hadis hafızı olan Muhammed b. el-Hüseyin el-Âburî, müfessir Kurtubî (et-Tezkire, 651), İbnu’l-Kayyım (el-Menâru’l-Münîf, 142), el-Mizzî (Tehzîbu’l-Kemâl, XXV, 149), İbn Hacer (Fethu’l-Bârî, VI, 493; Tehzîbu’t-Tehzîb, IX, 126), es-Sehâvî (Fethu’l-Muğîs, III, 43) ve daha birçok alim, Mesih ve Mehdi hadislerinin tevatür seviyesinde olduğunu söylemiştir. Ehli Sünnet âlimlerine göre onun gelmesine iman etmek vaciptir. Bu hadisleri Muhammed bin Cafer el-Kettanî, ‘Mütevatir Hadisler’ ismiyle tercüme edilen kitabında derlemiştir.

Rasulullah’ın (s.a.v) ashabından olan çok sayıda kişi Hz. Mehdi (s.a) ile ilgili hadisleri rivayet etmişlerdir. Örneğin Abdurrahman b. Avf, Ebu Said El-Hudri, Kays b. Cabir, İbn-i Abbas, Cabir, İbn-i Mes’ud, Ali b. Ebi Talib (a.s), Ebu Hüreyre, Sevban, Selman-i Farisi, Ebu Emame, Huzeyfe, Enes b. Malik Ümm-ü Seleme …

Bu hadisleri Ehl-i Sünnet muhaddis ve alimleri kendi kitablarında yazmışlardır. Örneğin: Ebu Davud, Ahmed, Tirmizi, İbn-i Mace, Hakim, Nesai, Taberani, Ravyani, Ebu Nuaym-i İsfahanî, Deylemi, Beyhaki, Sa’lebi, Hameveyni, Menavi, İbn-i Meğazili, İbn-i Cevzi, Muhammed-us Sabban, Maverdi, Genci-i Şafii, Sem’âni, Harezmi, Şa’rani, Darakutni, İbn-i Sebbağ-i Maliki, Şeblenci, Muhibbuddin Taberi, İbn-i Hacer-i Haysemi, Şeyh Mansur Ali Nasıf, Muhammed b. Talha, Celaleddin İmam Suyûti, Şeyh Süleyman-i Hanefi, Kurtubi, Bağavi vb…

Ayrıca gerek genel olarak “kıyamet alametleri”, gerekse Hz. İsa Mesih a.s.’ın nüzulü ve Mehdi konusunda müstakil eser veren el-Berzencî (el-İşâ’a, 112), es-Sefârînî (Levâmi’u’l-Envâr, II, 84), eş-Şevkânî ve el-Kınnevcî (el-İzâ’a, 61-2), el-Heytemî (el-Kavlu’l-Muhtasar, 17-8), el-Kevserî (Nazratun Âbire, 55) gibi ulema bu hadislerin mütevatir olduğunu açıkça ifade etmiştir.

el-Kettânî, mütevatir hadisleri zikretmek maksadıyla kaleme aldığı Nazmu’l-Mütenâsir’inde (236 vd.) Mehdi hadislerinin 20 sahabi tarafından nakledildiğini belirtmiştir. Bu sahabîlerden bazılarının, konu hakkında birden fazla rivayet naklettiğini burada belirtelim.

el-Arfu’l-Verdî isimli risalesinde (el-Hâvî içinde, II, 123 vd.) İmam Suyûtî, konuyla ilgili merfu hadisler yanında mevkuf ve maktu hadislere (Sahabî ve Tabiî sözlerine) ve daha sonraki nesillerden bu konuda gelen ifadelere de yer vermiştir.

 Ali el-Müttakî, es-Süyûtî’nin eserlerinden istifadeyle hazırladığı el-Bürhân’da 300 civarında rivayet derlemiştir.

En Önemli Soru.. Hz.Mehdi Nasıl Tanınacak?

Bu sorunun cevabı şüphesiz muhbir-i sadık Efendimizin vermiş olduğu haberleri incelemek ve takip etmektir. Böyle bir önemli konuda, Mehdi’nin özellikleri hakkında Peygamber Efendimizin hiçbir söz sarf etmemiş olması asla düşünülemez. Peygamberimiz (s.a.v)’in fiten hadislerindeki, ahir zaman alametleri olarak bildirilen bir çok gelişmelerin çoğu, günümüzde bire bir haber verildiği şekilde gerçekleşmiştir. Son zamanlarda yeryüzünde savaş ve çatışmaların, terör, şiddet, anarşi ve kargaşanın, katliamların, işkencelerin giderek artmış olması ise, yine ahir zamanın ilk döneminin yaşanmakta olduğunun bir göstergesidir.

Peygamberimiz (s.a.v)’in hadislerindeki bilgilere göre Allah, bu karanlık dönemin ardından insanları ahir zamanın karmaşasından kurtaracak ve büyük bir kurtuluşa ulaştıracaktır. Allah, güzel ahlaktan uzaklaşan insanları, dejenerasyona uğrayan toplumları doğru yola iletmek için ’Mehdi’, diğer bir ifadeyle ’doğruya götüren’ sıfatını taşıyan Peygamberimizin neslinden gelecek üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Hz. Mehdi, Allah’ın izniyle, İslamiyet’i tüm bozulmalardan, hurafelerden arındırarak gerçek Kuran ahlakının yaşanmasını sağlayacaktır.

Hadislerde Mehdi hakkında nerede doğacağı, isminin ne olacağı, nerede vefat edeceği, bedeni özellikleri, icraatları vs. çok detaylı özellikleri zikredildiği için hadis-i şeriflerdeki izler takip edildiği zaman gerçek Mehdi tanınmış olacaktır. Hatta zamanın muhakkik alimleri bunu ikrar edeceklerdir.

Hz. Mehdi’nin Nesebi

Dünyanın yıkılmasına bir gün kalsa bile, Cenab-ı Hak o günü uzatır; Ehl-i Beytimden ismi ismime, babasının ismi babamın ismine uygun birini gönderir…”(Ebû Davud, Mehdî: 4; Tirmizî, Fiten: 43)

Ebu Davud, İbni Mace, Tabarani ve Hakim, Ümmü Seleme’den tahric ettiler. O dedi, Ben Rasulüllah (s.a.v.)’den duydum, söyle buyuruyordu: “Mehdi Benim soyumdandır ve Fatıma’nın evladındandır.”

Dini İkâme Edişi

Hz. Mehdi (a.s) bir müceddittir. Cenab-ı Hak onunla dini tekrar yenileyip canlandıracaktır.

Muhyiddin-i Arabî, şeriat-ı Muhammediyye’nin uygulanmadığı ve önemsenmez hale geldikten sonra onu yeniden ihya edeceğini söyler ve "Dini Rasulullahın zamanında olduğu gibi aynen tatbik edecek" der. (M. Arabi, Fütuhat-ı Mekkiye, s. 66.)

İmam-ı Rabbanî’de “Sönen İslam güneşinin Hz. Mehdi'yle yeniden parlayacağını” ifade eder. (İmam-ı Rabbani, Mektubat, 1:565)

Sünnet-i Seniyyeyi ihya

Hz. Mehdi müceddit olduğu içindir ki, aynı zamanda dönemine İslamın damgasını vuracaktır.

İmam-ı Rabbani de Mektubat'ında Hz. Mehdi'nin bu önemli hizmeti üzerinde durur. Onun asli vazifelerinden birisinin sünnet-i seniyyeyi ihya ve bid'atları kaldırmak olduğunu söyler. Sünnet-i Seniyyenin önemini anlatırken de şu satırlara yer verir: “Sünnet ve bid'attan her biri, diğerinin yokluğunu gerektirir. Birini ihya etmek, diğerini öldürmek sayılır. Bu manaya göre Sünnet-i ihya etmek, bid'atı öldürmek demektir. Aksi dahi böyledir.”(İmam-ı Rabbani, Mektubat (Arapçası), 1:234; Mektubat-ı Rabbani Tercümesi, çev. Abdülkadir Akçiçek, 1:565, 566.)

Süfyanla mücadelesi

Bir gün Rasulullah (s.a.v), Hz. Ömer'e, Yahudi çocukları içerisinde birini gösterip, “İşte Süfyanın sureti!” buyurdu. Hz. Ömer ileri atılıp, “öyleyse ben onu öldüreceğim” dedi. Rasulullah (s.a.v) ise, “Eğer bu Süfyan ve İslam Deccalı olsa, sen öldüremezsin; eğer o olmazsa, onun suretiyle öldürülmez”(Buhari, Cenaiz: 80, Cihad: 178; Müslim, Fiten: 85-86, 95; Tirmizi, Fiten: 63.) buyurdu.

Evet, Süfyan ahirzamanda gelecek ve Hz. Mehdi tarafından öldürülecektir.  (Ebu Davud, Cihad: 4)

Hz. Mehdi, mücadelesini, bütün mukaddesleri inkar fikriyle ortaya çıkan büyük Deccala, hem de İslama, Kur'an'a savaş açan, dinsiz, yalancı İslam Deccalı Süfyana karşı verecek, bu mücadeleler sonucunda onu öldürecek, tahribatını tamir edecektir. 

Adalet, sulh ve sükunu tesis etmesi

"Dünyanın ömründen sadece birgün kalsa bile, Allah (c.c) benim Ehl-i beytimden bir adam gönderecektir. O dünyayı, (daha önce) zulümle olduğu gibi, adaletle dolduracaktır."(İbn. Mâce, Fiten 34 Ahmed b. Hanbel 1-299, III -28,37)

Bolluk ve berekete vesile olması

Müslim'de, ahirzamanda geleceği bildirilen halife—ki İslam alimlerince bunun Mehdi olacağı bildirilir—“malı sayılamayacak derecede taksim edecek” ibaresi yer alır. (Müslim, Kitap: 52 (H. 67-69.) Ebu Davud'daki ifade ise şöyledir: 

Ahir zamanda bir halife gelir de malı avuç avuç verir, verdiği malı saymaz.”(Ebu Davud, Kitap: 34)

 Ebu Saidi'l-Hudri'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte ise dönemindeki bolluk ve refahtan söz edilirken şöyle buyrulur: 

Benim ümmetim onun döneminde öylesine bir refaha ulaşacaktır ki, o güne kadar benzerine asla rastlanmamıştır. O kadar ki yer ürünlerini verir, insanlardan hiçbir şey saklamaz, mal da o gün çok birikir. Adam kalkıp, ‘Ey Mehdi, bana ver!” dediğinde, Mehdi de ‘Al!' der.”(İbni Mace Kitabü'l-Fiten: 34 (H. 4083.)

 

 “Ümmetim onun zamanında benzerine rastlanmamış derecede nimetlere kavuşacaklar, gök bol bol yağmurunu gönderecek. Yer de bitki ve mallardan hiçbir şey saklamayacak (yani yeraltı zenginliklerini insanların faydasına sunacaktır.” (Mecmaü'z-Zevaid, 7:317) “Onun döneminde yeryüzü hazinelerini dışarı fırlatacaktır.” (el-Kavlü'l-Muhtasar, s. 45.) “Hayvan sürüleri de fazlalaşacaktır.( Müstedrek, 4:558)

Dünya hakimiyeti

İmam-ı Rabbani (ks.), Mektubatında Peygamberimizin bir hadislerinden bahseder. Bu hadis-i şerife göre Peygamberimiz, yeryüzünün dört meliki bulunduğunu, bunlardan ikisinin Müslüman, ikisinin de kafir olduğunu, Müslüman olanların Hz. Zülkarneyn'le Hz. Süleyman, kafir olanlarının da Nemrud'la Buhtunnasr olduğunu bildirmiştir. Beşinci olarak da yere Ehl-i Beytinden birinin, yani Hz. Mehdinin hakim olacağını zikretmiştir.( Mektubat, 2:251)

Konuyla ilgili başka bir hadis-i şerif de şöyledir:

"Mehdi, tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.) gibi bütün dünyaya hükmedecektir." (Kitabü'l-Bürhan, s. 10; el-Kavlü'l-Muhtasar, s. 32)

Mücadeleci Olması

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hadislerinde bildirildiğine göre, Hz. Mehdi de hem üstün ahlakıyla, hem de güçlü, mücadeleci karakteriyle tüm inananlara örnek olacaktır:

“Mehdi Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 39/ İbn Hacer el-Mekkî)

Hamiyeti İslamiyesi (Allah’ın Sınırlarına Olan Titizliği ve Koruyuculuğu)

İslam’ın aleyhine söylenecek bir söz bile, ona ağır gelir”. (İbn Hacer El Mekki; “El-Kavlü’l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar”, s. 15-75)

Kimseye Tenezzül Etmemesi

“Mehdi bizden, Ehl-i Beyt’tendir. O, benim ümmetimden, tenezzül etmeyen (Allah’tan başka hiçbir varlığa minnet duymayan) bir şahıstır.” (İmam Suyûti, el-havi, 2/24)
 

Her Sorumluluğu Üstüne Alması

Her görevi üzerine alır ve zayıfa, düşküne yardım eder. (M. Muhyiddin Arabi “Futuhat-El Mekkiye”, 366. bab, c. 3, s. 327- 328)


Dünyadan bir gün bile kalsa Hz. Mehdi’nin idareyi ele alacağı

Ali b. Ebî Talib (r.a)'den; Rasûlullah (s.a.v)'ın şöyle buyurdu­ğu rivayet edilmiştir:

"Dünyanın ömründen sadece birgün kalsa bile, Allah (c.c) benim Ehl-i beytimden bir adam gönderecektir. O dünyayı, (daha önce) zulümle olduğu gibi, Adaletle dolduracaktır." (İbn. Mâce, Fiten 34 Ahmed b. Hanbel 1-299, III -28,37)

Ulemanın beyanına göre, Rasûlullah'ın geleceğini haber verdiği bu zat Mehdî'dir. Mehdî'nin, Rasûlullah'ın Ehl-i beytinden olduğu, hadisle sabit olmakla beraber, oun Hz. Hasan'ın mı yoksa Hz. Hüseyin'in mi soyundan geleceği konusunda bir nâss yoktur. Bu yüzden ulema bu hususta ihtilâf etmiştir. Aliyyü'l Kârî Mirkat'da, iki nesebin birlikte bulunmasına bir engel olmayacağını, zahire göre Mehdî'nin baba tarafından Hz. Hasan, Anne tarafından Hz. Hüseyin'e mensup olacağını söyler.

Doğu tarafından, bayrakları siyah olan bir topluluk onun zaferine yardımcı olacak, onun alt yapısını kuracak ve ordusunu oluşturacaktır. Allah (Azze ve Celle) bir gecede Mehdi’yi ıslah eder ve eski halinden başka bir hale çevirir.

O insanların arasında anlaşmazlıkların ve depremlerin olduğu bir zamanda ortaya çıkacaktır. Yeryüzü ondan önce zulüm ve haksızlıklarla dolu olduğu gibi, onun gelmesiyle adalet ve doğrulukla dolacaktır. Gökte ve yerde bulunan herkes ondan razı olacaktır.

Yedi sene idarede bulunacak, onun zamanında Allah-u Teâlâ bol yağmur yağdıracak, yerden de bolca ürün çıkacak, mal sayılamayacak kadar çoğalacak ve ümmet arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. İsa (a.s) gökten inince onun arkasında namaz kılacaktır. (Müslim 156/247, Ebu Davud 4282, 4285, Tirmizi 2331, 2333, İbni Mace 4082, 4086, Ahmed 1/84, 645, 3571, 3573, 4098, 4279, Mecmau’z-Zevaid 7/313, 314, Hâkim 4/557, 558, Albâni Sahiha 711, Albâni Sahihu’l-Cami 6734, 6736)

Ashab-ı Kehf’in Yardımcılarından Olması

İbni Merdüye, Tefsirinde İbni Abbas hadisini merfu olarak tahric etti. O şöyle dedi: Ashabı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır.

İmam Ebu İshak Salebi Kuran tefsirinin Ehli Kehf Kıssasını anlatırken diyor ki: Mehdi çıktığı zaman, Ehli Kehf’e gidib selam verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi’nin yanında yerlerini alacaklardır. Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalkmazlar.

İmam Suyuti ve İbni Hacer’in görüşleri

İmam-ı Suyuti diyor ki: Ashabı Kehf’in uykusunun bu zamana kadar tehirinin sebebi, Allah’ın onlara bir ihsanıdır. Çünkü onlar Mehdi’ye yardımcı olacak ve böylece ümmeti Muhammede dahil olma şerefi kazanacaklardır.

İbni Hacer-i Mekki’de şöyle dedi: Mehdi’ye yardım edecek olanların doğu tarafından geleceği rivayeti ile, Irak tarafından geleceği rivayet arasında bir zıtlık yoktur, zira pek çok nakilden de açıkça anlaşıldığı gibi, onlar Şam ehlinden olacaktır.

Siyah Sancak

Hz. Peygamber’in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi siyahtır. O’nda bir hicr (hale) bulunur. O Rasulullah’ın vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. (Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali Bin Hüsamettin El Muttaki, s. 22)

Siyah bayraklı orduya destek olmak lüzumu

Keza (Naim b. Hammad) Hasen’den tahric etti. O dedi ki, Rasullulah (s.a.v.) Ehli Beytinin karşılacağı bir musibetten bahsederek şöyle buyurdu: Bu musibet Doğu’dan siyah bayraklı bir ordu çıkana kadar devam eder. Kim bu orduya destek olursa, Allah ona yardım eder, kim engellemeye kalkarsa da onu perişan eder. Sonunda onlar ismi benim ismim olan birisine gelerek O’nu başa geçiririler, Allah’ta onları zafere ulaştırır.

Naim b. Hammad Hakim ve Ebu Naim Sevban’dan tahric ettiler, o şöyle dedi. Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Horasan tarafından siyah bayraklılar çıktığını gördüğünüzde “kar üzerinde sürünerek de olsa onlara katılın, çünkü içlerinde Allah’ın halifesi Mehdi vardır.”

Doğu’dan gelecek siyah bayraklıların Hz. Mehdi’nin itaatına girecekleri

Keza (Naim b. Hammad) Saib b. Müseyyeb’den tahric etti. O şöyle dedi. Resullulah (s.a.v.) buyurdu: Doğudan Beni Abbas’a ait siyah bayraklar çıkar, onlar bir süre devam ettikten sonra, yine doğudan bu kez küçük siyah bayraklar çıkar ve Ebu Süfyan’ın soyundan bir adamla savaşarak Mehdi’nin itaatına girerler.

İbni Kesir’in bu konuyla ilgili görüşü:

Bu siyah bayraklılar Ebu Müslim-i Horasani’nin kendisi Emevi devletini yıktığı siyah bayraklar değildir. Bu siyah bayraklar Hz. Mehdi’ye öncülük edeceklerdir.

Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdî’ye zemin hazırlayacaklar, yani Hz. Mehdî onlar arasında hükümran olacaktır. (İbni Mâce, Kitabü'l-Fiten: 35 (4088.)

Hz. Mehdi’nin diğer vasıfları

Ebû Saîd El Hudrî (r.a)'dan rivâyt edildiğine göre, Rasûlullah (s.a) şöyle buyurmuştur:

"Mehdî ben (im neslim) dendir. O açık alınlı ve ince burunludur. Dünyayı zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak ve yedi sene hüküm sürecektir."(Ahmed b. Hanbel II-291, 111-17.)

Keza (N. b. Hammad) Ebu Tufeyl’den tahric etti: Resulullah (s.a.v.) Mehdi’yi anlattı, dilinde pelteklik olacağını ve kelimeyi telaffuz ona zor geldiğinde sağ elini sol uyluğuna vuracağını söyledi ve ismi ismim, babasının adı Babamın adıdır buyurdu.

Keza (N. b. Hammad) Hz. Ali bin Ebi Talib’den tahric etti. O dedi ki: Mehdi’nin doğum yeri Medine’dir, Peygamber (s.a.v.)’in Ehli Beytindendir. İsmi Peygamber (s.a.v.)’in ismidir. Hicret edeceği yer Beytül Makdis (Kudüs)’dir. Sakalı sıktır, gözleri sürmeli olacaktır. Dişleri parlaktır, yüzünde bir ben vardır. Peygamber (s.a.v.)’in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahtır. O’ndan bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah (s.a.v.)’in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır.

 ZUHUR ŞEKLİ

Yedi Alim’in Hz. Mehdi’yi arayıp bulması ve biat almaya zorlama

Naim b. Hammad, İbni Mes’ud’dan tahric etti, O şöyle dedi: Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman, muhtelif beldelerden yedi alim her birinin beraberinde üçyüz on küsur kişi olduğu halde, Mekke’de Mehdi’yi bularak biat etmek isterler. Mehdi öncelikle bunu kabul etmekten çekinir. Bu zatlar tekrardan Mehdi’ye gelerek şöyle derler: “Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam’dan birisinin bulunduğu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun.” derler. Bunun üzerine Mehdi, Rükun ile Makam arasında oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder.

Hz. Mehdi’ye ilk önce Bedir ehli kadar kişi biat eder

Tabarani Evsad’da ve Hakim Ümmü Seleme’den tahric ettiler, Rasulullah (s.a.v.) buyurdu: Mehdi’ye Bedir ehli sayısınca kişi, Rükun ve Makam arasında, biat ederler. Irak halkının ileri gelenleri ve Şam ebdalları O’na gelirler. O zaman Şam’dan bir ordu O’na karşı savaşmak için gelir, ancak Beyda’ya girdiğinde yere batırılır. (Beyda, Medine ile Mekke arasında bir mevkidir.)

Hz. Mehdi’nin Hz. İsa (a.s.)’a imamlık yapacağı

İbni Mace, Ravyanı, İbni Huzeyme, Ebu Avane, Hakim ve Ebu Naim, Ebu İmame’den tahric ettiler. Rasulullah (s.a.v.) bize hitab etti. Deccal’i anarak şöyle buyurdu: Medine, körüğün demirin pasını giderdiği gibi, içindeki pisliği giderir, O güne “kurtuluş günü” denir. Ümmü Şüreyk: “Ya Rasullullah (s.a.v.) o gün Arablar nerede?” dedi. Buyurdu: Onlar o gün az olurlar, imamları salih bir insan olan Mehdi olduğu halde, Beytül Makdis’e sığınırlar. Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği sırada, birde bakarlar ki İsa İbni Meryem (a.s.) sabah vaktinde inmiştir, sanki saçlarından sular damlıyor haldedir.  Bu imam (Mehdi) Hz. İsa’yı öne geçirmek için arka arka çekilir. Hz. İsa (a.s.) onun omuzlarına eline koyar ve O’na der ki: “Geç öne  namazı kıldır. Zira kamet senin için getirilmiştir” bunun üzerine imamları (Mehdi) onlara namazı kıldırır ve bundan sonra Hz. İsa (a.s.) İmam olur.

kaynak: www.imamlarburada.com 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Hz.Mehdi'nin, Özellikleri, ve, İlgili, Hadisler,

Ferhat Erdoğan mbsts

Haber Yazılımı