Haber Detayı
18 Ocak 2017 - Çarşamba 23:13
 
İmam-Hatiplik
Şüphesiz ki her milletin idari, hukuki, sosyal ve kültürel yapısında kendi vatandaşının emeği ve alın teri vardır
Eğitim Haberi


Çünkü toplum değerlerinin şekillenmesi, ancak bireylerin ve meslek gruplarının katkılarıyla gerçekleşir. Hemen hatırlatalım ki söz konusu toplumu oluşturan insanların hepsinin aynı meslekte, kültürde ve düşüncede olması mümkün değildir. Hâl böyle olunca meslek ve gruplar arasında ayırım yapmak veya birini diğerine tercih etmek doğru değildir. Tersine her meslek kendi alanında bir ihtiyacı karşılamaktadır. Hiçbir meslek diğerinin önemini ve fonksiyonunu ortadan kaldırmaz. Bir anlamda millet olmayı sağlayan da bu değişik katmanlar ve zenginliklerdir.

Özellikle sosyal ihtiyaçların arttığı çağımızda; daha çok meslek gruplarına ve uzmanlık alanlarına ihtiyaç vardır. Sağlık, eğitim, yargı, idare, tarım, ulaşım, memur, işçi, esnaf, ticaret, turizm, sanat ve diyanet gibi bir çok hizmet alanı bulunmaktadır. Bir bakıma toplumun huzuru, ahengi, bütünlüğü ve zenginliği bu hizmet alanlarında yetişmiş, nitelikli insan gücüne bağlıdır.

Biz bu yazımızda tarih boyunca din hizmetlerinin yürütülmesinde temel unsur olan imam-hatiplik görevi üzerinde durmak istiyoruz. Özellikle bu görevin Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından nasıl yerine getirildiğini hatırlatmaya ve anlatmaya çalışacağız. Gerçekten sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) camiye, cemaate ve birlikte namaz kılmaya önem vermiştir.

Bir anlamda namazdaki bu cemaat ruhu ve birliktelik hayatın diğer alanlarına da örnek teşkil etmiştir.

Böylece asırlar boyunca İslam dünyasında din hizmeti; camii, cemaat ve imam-hatiplik üçgeni üzerinden sosyal hayata yansımıştır.

İmamlık Görevi

Arapça bir kelime olan imam sözlükte; önder, lider, öne geçmek, sevk ve idare etmek gibi anlamlara

gelmektedir. Bu yüzden söz konusu kavram tarihte halife ve devlet başkanları için de kullanılmıştır. Bugün bile şii inancını ve düşüncesini benimseyen toplumlar, devlet büyüklerine veya başkanlarına aynı unvanı ve ismi vermektedirler. Dinî bir terim olarak bakıldığında imam; cemaatle kılınan namaza önderlik eden kişi demektir. İslam kaynaklarına baktığımızda imamlık görevinin ilk olarak Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından yerine getirildiğini görüyoruz.

Cebrail’in bu görevi, Mekke’de ve Kâbe’nin yanında nasıl yapılacağını bizzat ona öğrettiği ifade edilmektedir. (TDV İslam Ansiklopedisi; c. 22, s.178)

İslam’ın başlangıcından itibaren ilk imamlık görevi, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in tatbikatıyla ortaya çıkmıştır. Allah’ın sevgili Rasulü bu hizmeti, genelde mescitlerde yapmıştır.

Bu nedenle sıkça Kâbe’yi ve çevresini ziyaret ediyordu. Karşılaştığı insanlarla toplanıp sohbetlerde bulunuyordu. Ne var ki müşrikler bu gelişmeden rahatsız oluyorlardı. Hz. Peygambere ve arkadaşlarına çeşitli sıkıntılar ve engeller çıkarıyorlardı. Bu tepkilere rağmen Hz. Peygamber ve arkadaşları görevi bırakmayıp başka önlemler almışlardır. Dikkat çekmemek için, Mekke’nin kenar yerlerinde bir ara-

ya gelip cemaat hâlinde namaz kılmayı tercih etmişlerdir. Hatta namaz esnasında Kur’an okurken çevreden emin olmak için sesini bile fazla yükseltmiyordu. Nitekim bu konuya İsra suresinin 110. ayetinde şöyle işaret edilmiştir: “Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma: ikisinin arası bir yol tut.” Bu uygulama; Mekke’de, İslam’ın başlangıcındaki ilk süreci kapsamaktadır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.) kendisine peygamberlik görevi verildikten sonra bir süre İslam’ın emirlerini gizlice yapmaya çalışıyordu.

Açıktan davet imkânı bulununcaya kadar çalışmalar; gizli ve dar bir çerçevede tutulmuştur. Rasulüllah, bu süre içinde problemlerini sadece ailesi, akrabası, dostları ve güvendiği insanlarla paylaşıyordu. Örneğin bir gün Hz. Hatice ile birlikte namaz kılarken onları gören Hz. Ali bunun mahiyetini öğrenmek istemişti. Hz. Peygamber (s.a.s.) daha çocuk yaştaki Hz.Ali’ye; Allah’ın seçmiş olduğu dini, tevhit inancını ve namazı anlatmıştı. Bundan etkilenen Hz. Ali Müslüman olmak için babasıyla istişare etmek istediğini söyledi. Ancak Hz. Peygamber (s.a.s.), herkese açık davet yapılmadığı için bu konunun yayılmasını istememiş ve gizli tutulmasını tavsiye etmiştir. Ertesi gün Hz. Ali babasına danışmadan Müslüman olmuştu. Bir süre sonra Ebu Talip de, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Hz. Hatice ve Hz. Ali ile birlikte namaz kıldıklarını görmüş ve bu din hakkında bilgi istemişti. Hz. Peygamber (s.a.s.); “Bu dinin Allah’ın, meleklerin ve babası İbrahim’in dini olduğunu ve Allah’ın kendisini elçi olarak gönderdiğini bildirdi. Daha sonra Ebu Talib’i de dine davet etti. Fakat o, dedelerinin dininden ve inandığı şeylerden vazgeçemeyeceğini ifade etti. Ancak olumsuz anlamda da herhangi bir tepki göstermedi. Tersine hayatta olduğu müddetçe onu koruyacağına dair söz verdi.” (Prof. Dr. İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesaj, s. 86)

Aynı dönemde Hz. Peygamber (s.a.s.) fırsat buldukça müşriklere; Allah’ın varlığını ve birliğini vurgulayan ayetleri de okumaya çalışıyordu. Hatta İbni Abbas’ın haber verdiğine göre; bazı müşrikler okunan ayetleri gizli veya açıktan dinliyorlardı. Fakat bu davranışlarının başkaları tarafından bilinmesini istemiyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mekke’de müşriklerce duyulacak şekilde okuduğu ayetlerden birkaç tanesinin mealini buraya alalım: “(De ki:) Ben ancak, bu şehrin (Mekke’nin) Rabbine –ki O burayı dokunulmaz kılmıştır- kulluk etmekle emrolundum.

Her şey de zaten O’na aittir. Bana Müslümanlardan olmam ve Kur’an okumam emredildi. Artık kim

doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: Ben sadece uyarıcılardanım.” (Neml, 91-92)
 

İmam-Hatiplik ve Sorumluluk

Görüldüğü üzere Hz. Peygamber (s.a.s.) Mekke döneminden itibaren imamlığı bizzat kendisi yapmıştır.

Hayatta olduğu müddetçe hiç kimse izinsiz olarak onun önüne geçip namaz kıldırmamıştır. İslamiyet’in yayılışına paralel olarak ihtida eden çevredeki kabile ve bölge halkına, kimin imamlık yapacağına yine

kendisi karar verirdi. Bu göreve atanmanın ölçüsü ise; güzel Kur’an okumak, ibadet esaslarını bilmek, güzel ahlak sahibi olmak veya yaşça olgun bir seviyeye ulaşmış olmaktı. Böylece Hz. Peygamber (s.a.s.) ihtiyaç duyulan yerlere bu özellikleri taşıyanların arasından ehil olanları imam tayin ediyordu.

Herhangi bir sebepten dolayı dış göreve ayrılacağı zaman dönünceye kadar yerine uygun birini görevlendiriyordu. Hastalığı ağırlaştığında kendisine namaz hususunda bir şeyler hatırlatıldı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.); “Hz. Ebu Bekr’e emredin de insanlara namazı o kıldırsın” buyurdu. Hz. Aişe; Ebu Bekr ince duygulu bir kimsedir. Okuduğu zaman ona ağlamak galebe eder, dedi. Buna rağmen Rasulüllah ısrarla, “Ona emredin o kıldırır” buyurdu.

Enes (r.a.) bu konuyu şöyle tamamlıyor: Hz. Peygamber (s.a.s.) üç gün evden çıkmadı. Namazı Ebu Bekir kıldırdı. Bir gün yine o ileriye varıp mihraba geçti. Peygamber perdeyi eliyle kaldırdı. Hz.Peygamber’in yüzü göründü. Biz hayatımızda onun bu parlak yüzünden daha hoş bir şey görmüş değiliz. Hz. Ebu Bekr’e, eliyle ileri geç diye işaret etti ve perdeyi indirdi. İşte ondan sonra vefat edinceye kadar onun o güzel yüzünü bir daha görmek nasip olmadı. (Buhari, Ezan, 46-47)

Bu konudaki ihtimam ve disiplin dört halife döneminde de devam etmiştir. Her geçen gün İslam tarihinde bir teamül ve ortak unvan hâline gelen İmamlık görevi; Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de fonksiyonel hâle gelmiştir.

İmam, Cemaat ve Namaz 

İslam dini, insanları cemaat, birlik ve beraberlik içinde yaşamayı tavsiye eden bir dindir. Bu nedenle toplumda; her zaman İmam, cemaat ve namaz sayesinde bir bütünlük oluşturulmuştur. Bu uyum ve ahenk, ibadetlerin özünden kaynaklanmaktadır. Nitekim vakit, cuma, teravih, cenaze ve bayram namazları bunun en canlı örnekleridir. Hac ibadeti ise; yılda bir defa tekrarlanan bu birlikteliğin olağanüstü bir hâlidir. Oruç, zekât ve kurban gibi ibadetler de insanlar arasında karşılıklı sevgiye dayalı sosyal yardımlaşmayı ve dayanışmayı sağlamaktadır. Bu yüzden Hz. Peygamber (s.a.s.), ısrarla cemaat hâlinde namaz kılmayı şöyle teşvik ve ifade etmişlerdir: “Cemaatle kılınan namaz, kişinin yalnız başına kıldığı namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.” (Buhari, Kitabü’l-Ezan 30)

Ayrıca uzak mesafeden camiye gelenlerle sabah ve yatsı namazlarını cemaatle kılmaya gayret edenler hayırla müjdelenmişlerdir. Aksine herhangi bir mazereti olmaksızın cemaati terk edenler ise kınanmıştır.

Görüldüğü gibi imam-hatiplik görevi, doğal olarak günde birkaç kez insanlarla yüz yüze gelme fırsatını vermektedir. Bu aynı zamanda saati, mekânı ve çerçevesi önceden bilinen bir karşılaşmadır. Daha da önemlisi söz konusu buluşma, ibadetin sükûneti ve manevi atmosferi içinde, nezih bir yerde gerçekleşmektedir. Bu itibarla Hz. Peygamber (s.a.s.) camiye gelenlerle yeterince ilgileniyordu. Namaza başlamadan önce cemaati kontrol eder, saflarını sık ve düzgün tutmalarını sağlardı. Çünkü safların sık ve düzgün olması, müminlerin samimiyetini arttırır ve kalplerinin de doğru olmasına katkı sağlar.



 

Hz. Peygamber (s.a.s.) bu görevi ifa ederken, namazdan sonra cemaatle konuşur ve herkesin hatırını sorardı. Namaza gelmeyenlerin mazeretleri öğrenilir, bunlardan hasta veya problemi olduğu anlaşılanların ziyaretine gidilirdi. Aslında onun ilgisi sadece camiye gelenlerle sınırlı kalmamıştır. O, her gün Mekke’nin çarşı ve pazarına uğrardı. Dışardan gelen kervan ve yolcularla ilgilenirdi. Evine misafir kabul eder ve onlara ikramda bulunurdu. Kendisi de ziyaretlere gider ve hemen ev sahipleriyle ünsiyet peyda ederdi. Herkese son derece şefkatli ve merhametli davranırdı. Yaşlı, kadın ve hastaları dikkate alarak namazı fazla uzatmazdı. Eli açık ve cömertti. Bedevi hayat yaşayanlara, fakir ve muhtaçlara yardımcı olurdu. En katı insanlara karşı bile yumuşak davranırdı. Hatalarını yüzlerine vurmaz ve gerektiğinde onları bağışlardı. Konuştuğu zaman sade ve tane tane konuşurdu. Meramını açık ve kısa cümlelerle ifade ederdi. Kimsenin hatasını yüzüne vurmazdı. Hutbe okurken veya konuşması esnasında bir yanlışı düzelteceği zaman bile isim vermez ancak, “Filana ne oluyor?” diyerek herkesin dikkatini çekiyordu Dinleyen, bundan kendine pay ve ders çıkarırdı. İnsanların anlayacağı bir üslupla hitap ederdi. Dinleyicilerin durumuna göre ayetler okurdu. Başka inançları ve din mensuplarını dışlamazdı. Konuşmalarında nakli deliller yanında konunun anlaşılması için akli ve mantıki delillere de yer verirdi. Bazen de somut örnekler göstererek, anlaşılıncaya kadar üzerinde dururdu. (Geniş Bilgi için Bkz; Mevlana Şeyh Muhammed, İslam Yayılış Tarihi, c.1 s.39)

Hz. Peygamber (s.a.s.) bu görevi şu ayetlerin ışığında yapmış ve insanlığa örnek olmuştur: “De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah’ı birleyen İbrahim’in dinine iletti. O ortak koşanlardan değildi. De ki: şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.”

(En’am, 161-163)

İşte Hz. Peygamber (s.a.s.) sadece Allah’a yönelmiş ve ilk olarak O’na teslim olmuştur. Doğal olarak o, bu emre uymuş ve kabul etmiştir. Bu tevhit inancına Hz. İbrahim (a.s.)’in inancı ve dini örnek gösterilmiştir. Çünkü onun dininin temeli de; Allah’ı birlemeye ve yalnız O’na ibadet etmeye dayanmaktadır.

Görüldüğü gibi İslam tarihi boyunca kesintiye uğramaksızın günümüze kadar kabul gören temel hizmet alanlarından biri de, imam-hatiplik görevidir. İlk bakışta bu görev, cami ve cemaat merkezli gibi görünebilir. Fakat uygulamada, daha kapsamlı bir hizmet alanına hitap ettiği tescil edilmiştir. Buna “hayat mektebi” de denebilir. Çünkü bu görev; bazen resmî bazen sivil bir otorite olarak topluma mâl edilmiştir. Nitekim kültürümüzde ve örfümüzde de, İmam-hatiplik imajı; hep hayır ve iyilik üzerine inşa edilmiştir. Bu görüntü ve anlayış mesleğin temeli ve ruhudur. Dün olduğu gibi bugün de, imam-hatip

denince sözü sohbeti dinlenen, ibadeti teşvik eden, iyiliği tavsiye eden, barış ve huzuru telkin eden kimse akla gelmektedir. Bu teamülü geliştirerek yaşatmak ve “hoca efendi” anlayışını yeni kuşaklara anlatmak ve sevdirmek de bizim görevimiz olmalıdır.


 

Doç. Dr. Fikret Karaman



 

Kaynak: (imamlarburada.com) - imamlarburada Editör: admin
 SAYFAMIZI BEĞENEREK  SİTEMİZE DESTEK OLABİLİRSİNİZ.. 
 
Etiketler: İmam-Hatiplik,

diyanet mbsts kitabı Ferhat Erdoğan

Haber Videosu
HUTBELER

ARAPÇA DERSLER

CANLI MEKKE/MEDİNE

3D CAMİLER

3D CAMİLER

Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
39
34
3
3
12
18
2
Fenerbahçe
36
36
2
6
10
18
3
Galatasaray
35
37
4
2
11
17
4
Beşiktaş
33
31
3
6
9
18
5
Trabzonspor
30
35
4
6
8
18
6
Göztepe
30
31
6
3
9
18
7
Kayserispor
30
25
3
6
8
17
8
Sivasspor
27
24
7
3
8
18
9
Bursaspor
25
28
7
4
7
18
10
Yeni Malatyaspor
23
21
7
5
6
18
11
Kasımpaşa
22
28
8
4
6
18
12
Akhisarspor
20
23
8
5
5
18
13
Alanyaspor
18
30
10
3
5
18
14
Osmanlıspor FK
18
26
10
3
5
18
15
Gençlerbirliği
17
22
9
5
4
18
16
Antalyaspor
17
20
9
5
4
18
17
Atiker Konyaspor
16
18
10
4
4
18
18
Kardemir Karabükspor
9
14
13
3
2
18