Haber Detayı
01 Haziran 2017 - Perşembe 02:54
 
RÂBITA İLE İLGİLİ MANİPÜLASYON HABERLER
Medyada bazı haber sitelerinde, Tasavvufi hayatta asırlardır belli usullerle yer etmiş ve tecrübe edilmiş râbıta yanlış lanse edilerek maalesef şirkmiş gibi algı yapılıyor.
İslam Haberi


Neden böyle bilmeden, öğrenmeden haber yapılır bilinmez. Ancak biz bunun kasten yapıldığı sû-i zannına kapılmadan bunun bilgi eksikliğinden dolayı yapıldığını hüsn-i zan ediyoruz.

İslam dininin iman ile küfür veya iman ile şirk ayrılma noktaları Edile-i Şer’iyye dediğimiz asıl kaynaklarımız (Kur’an, sünnet, icma ve kıyas) ile bellidir. Herhangi bir olgu, ne şekilde olursa olsun şeriata aykırı ise bu reddedilir.

Her şeyde olduğu gibi tasavvuftaki râbıtanı sonradann da kesinlikle belli şart ve usulleri mevcuttur.

Mevzu bais haberlerde Prof. Dr. Faruk BEŞER, râbıta hakkında bir soruya cevap veriyor.

İlgili videoda Prof. Dr. Faruk BEŞER (bir vatandaş tarafından aslı astarı olmayan) Râbıta hakkındaki sorulan soruya aslında gayet normal şekilde doğru cevap veriyor. Bunun şirk olduğu söylüyor. Aslında buradaki soruda ciddi anlamda sıkıntı var, cevapta sıkıntı yok.

Bahsettiğimiz video linki : https://www.youtube.com/watch?v=Uv82ZOk6TBw

İşin ayrılma noktası şudur; soruda belirtilen şekilde zaten tasavvufi ekollerde râbıta çeşidi hem mevcut değildir, hem de bu şekilde râbıta çeşidi kabul de edilemez.

Bu veya buna benzer durumlardan ötürü sonradan tasavvufla uzaktan yakından hiç alakası olmamış bazı kişilerce hemen “Râbıta şirktir” şeklinde haberler empoze edilebiliyor.

Böyle aslı olmayan bir şey üzerinden veya buna benzer sorulara istinaden genel manada tasavvuftaki Râbıtanın şirk olduğunu söylemek ise büyük bir insafsızlıktır, bağnazlıktır, belki de nasipsizliktir.

Bir tefekkür çeşidi olan Râbıta gönül birlikteliğidir. Sadık kullarla bir olmaktır. Nefsani düşüncelerden ulvi düşüncelere dalmaktır. Tasavvufi terbiyede râbıta bir terakki çeşididir. Asırlarca tecrübe ile kanıtlanmış, binlerce velinin kemalete ulaşmasında basamak olmuş râbıtaya pervasızca şirktir demek aslında kişinin ne kadar sığ düşündüğünün ispatıdır.  Bir insan belki râbıtayı benimsemeyebilir, yapmayabilir. Ancak yapmamak başka şeydir, “şirktir” etiketini yapıştırmak başka şeydir. El-insaf

 

PEKİ GERÇEK MANADA RÂBITA NEDİR?

 Râbıta, kelime olarak bir şeyi diğerine bağlamak, onunla ilgi ve alâka kurmak demektir.

Râbıta, tefekkürün bir çeşididir. Râbıta yapmak insana ait bir özelliktir. Kalbi ve gönlü olan herkes bir çeşit râbıta yapar. Ancak her râbıta şekli kalbi manevi yönden uyandırmaz.

Kalbimiz sadece bir et parçasından ibaret değildir, kalp büyük bir cevherdir. Kalbimiz çok değişken bir varlıktır, dış etkenlerden çabucak etkilenir. Kalp sevgi merkezidir. Kalbimizde her yakınımızın sevgisi ayrı ayrı yer bulur. Her insan sevdiğini düşünerek bir çeşit Râbıta yapar aslında. Ancak her Râbıta kişiye olgunluk kazandırmaz.

Tasavvufta da mürid kendisini yetiştiren mürşidini, hocasını edeple sever, onun kıymetini bilir.  Râbıta, müridin kâmil mürşidini hayal ederek kalbini onun kalbine bağlaması, birbirini seven ruhların kaynaşmasıdır. Râbıta, gönlün gönle bakışı ve birinden diğerine sevgi ve feyiz akışıdır. Müridin mürşidine benzemeye çalışmasıdır. Azgın nefis için ıslah edici terbiye ilacıdır.

Râbıta sayesinde mürid, gafletten, dağınık kalbini süfli düşüncelerden kendisini sıyırmaya çalışır.

 

Aşağıdaki ayet ve hadisleri mutasavvıflar râbıtaya bir çeşit delil olarak ayrıca yorumlamışlardır..

يَآ اَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ

Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadık kullarımla beraber olun.” (Tevbe-119)

يَآاَيُّهَاالَّذِينَ اَمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَابْتَغُوا اِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِى سَبِيلِهِ لَعَلّكُمْ تُفْلِحُونَ *

Ey iman edenler! Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya vesile arayın. Onun yolunda mücahede edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide-35)

Said İbni Cübeyir (ra)’den rivayet edilen hadis-i şerifte “Evliyaullah o kimselerdir ki görüldükleri zaman Allah hatırlanır.(Nesai, es- Sünenü’l Kübrai Tefsir:180, No:11235, 6/362; Taberi, Cami’ul Beyan, No: 17723, 24, 25, 26, 6/575; Hakim-i Tirmizi, Nevadir’ul-usül, sh: 140; Haysemi, Mecma’uz-zevahid,10/78)

"Allahu Teala'nın yeryüzünde yaşayanlar içinde (feyiz ve nur) kapları vardır. Rabbinizin kapları salih kullarının kalpleridir. Bu kalplerin O'na en sevgili olanları, en yumuşak ve en ince olanlarıdır." (Ebu Nuaym, Hilye, VI, 97; Abdullah b. Ahmed, Zevaidü'-Zühd, 153; Suyutî, es-Sağır, No: 2375) 

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Haris b. Malik (R.A)’a: "Ya Haris! Nasıl sabahladın?" diye sormuş, o da: "Hak bir mü’min olarak!" cevabını verince, Peygamber Efendimiz (S.A.V):  "Ne dediğine bak. Şüphesiz her hakikat için bir hakikat vardır. (Bunu ispat et) İmanın hakikati nedir?" buyurmuştur. Haris b. Malik (R.A): "Ben nefsimi dünyadan çevirdim cennetteki mü'minlerin sanki birbirlerini ziyaret ettiklerini görüyorum. Cehennemdeki insanların da sanki ateşin içinde yuvarlandıklarını görüyorum. Allah-u Zülcelal'i Arş-ı Âlâ'da bariz (tecelli ettiğini) görüyorum.” deyince, Peygamber Efendimiz (S.A.V): "Sen hak bir mü'minsin haline devam et!" diye üç kere tekrar etti ve: "Kim kalbini nurlandırmak istiyorsa Haris'e baksın." buyurdu. (Beyhakî, İman: VII/363,hd.10.592)

Ebu Hureyre (ra)’dan rivayet edilen hadis-i şerifte: “Beş şey ibadettendir; az yemek, camilerde oturmak, Kabe’ye bakmak, okumadan da olsa mushafa bakmak, alimin yüzüne bakmak”.(Suyuti, Fethul Kebir 1/566)  .

Kalp en büyük cevherimizdir. Tasavvufta öyle rast gele herkesin râbıtası yapılmaz. Kendisine Râbıta yapılabilecek mürşidin sadece kamil olmasıda yetmez. Hem kamil hem mükemmil olması gerekir. Yani nefsini ıslah ettiği gibi başkalarınıda terbiye edebilecek donanıma, yeteneğe sahip, irşada liyakatlı olması gerekir. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin ahlakı ile ahlaklanmış, nefsin hallerini hilelerini ve aynı zamanda manevi tedavi yollarını bilen, kendisine tasavvufta irşad icazeti ve ehliyeti verilen kimse olmalıdır. Bu arada  tasavvufta bir halifenin tarikat icazeti alabilmesi için şer’i ilimlerde de icazeti olması şarttır.

 

NEREYE KADAR RÂBITA?

Tasavvufi seyr-i sülük yolunda sabırla mücadele eden mürid, kabiliyetine göre diğer terbiye usulleri ile birlikte râbıtaya devam ettiğinde, zamanla Cibril hadisinde (Buhârî, Îmân 37, Müslim, Îmân 1, 5.) zikredildiği gibi ihsan mertebesine yani Allah’ı görüyormuş gibi O’na kulluk yapma makamına ulaşır. Artık râbıta, murakabeye döner. Mürşidinede artık gerek kalmaz çünkü o bu güne kadar onun için bir vesile-i terbiyecisi idi ve aradan çekilir.   

Murakabe ise, kulun her an Allahu Teala’nın nazar ve kontrolü altında olduğunu kesin olarak bilmesi ve bunu iliklerine kadar hmesidir. Böylece kalbi uyanan ve bütün vücudu ile zikre geçen mürid, kainattaki bütün varlıkları tefekkür etme derecesine ulaşır. Artık her şey onun için bir zikir sebebi olur. Devamlı murakabe makamında olan kişilerin sayısı oldukça azdır. Rabbim cümlemizi ihsan mertebesinde kulluk yapayı nasip eylesin.

Veysel ÇELİK

Kaynak: Editör:
 SAYFAMIZI BEĞENEREK  SİTEMİZE DESTEK OLABİLİRSİNİZ.. 
 
Etiketler: RÂBITA, , İLE, , İLGİLİ, , MANİPÜLASYON, HABERLER,

 dhbt kitabı Ferhat Erdoğan

Haber Videosu
HUTBELER

ARAPÇA DERSLER

CANLI MEKKE/MEDİNE

3D CAMİLER

3D CAMİLER

Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O